
Maximixi.Net - İslam, Müslüman, islam tarihi, tasavvuf, fikih, hadis, siyer, ezgi, şiir, Hz. Muhammed, Dini resimleri hikayeler dualar sohbet, kuran'ı kerim, Namaz, Oruç ilahi
Tevhit: “Birlemek” “ Allah’tan başka ilâh
olmadığına inanmak.” “Lâ ilâhe illâllah sözünü tekrarlamak” manalarına
gelir.
Tevhit denilince akla hemen “lâ ilâhe illâllah” kelamı gelir. Bu kelama
kelime-i tevhit denilir ve Allah’tan başka hak mabut olmadığını ifade
eder.
Şu varlık alemi için çeşitli teşbihler yapılmıştır. Bunlardan birisi de
“kâinat sarayı.” İşte tevhit, bu sarayın sultanını bir bilme, birleme ve
Ona hiçbir şeyi ortak koşmama itikadıdır.
Kâinat sarayının tabanı başkasının, tavanı başkasının olmaz. Bu sarayın
halıları, lâmbaları ve diğer eşyaları bir başka âlemden getirilip de
buraya monte edilmiş değiller. Saraydaki her şey ve en önemlisi her
misafir, saraydan doğuyor. Bir çiçeğe bakalım: Topraktan güneşe kadar
sarayın her şeyinin onda bir hissesi vardır. İnsan bedenine nazar
edelim: Bu sarayın temel taşları olan elementler onda da mevcut.
Dağlar ovalara birer koltuk gibi kurulmuş. Ama başka bir yerden
getirilerek değil, ovanın içinde yükselerek. Meyveler dallara tutunmuş.
Başka bir beldeden ithal edilerek değil, ağacın içinden çıkarılarak.
Yavru, annenin kucağına oturmuş. Bir başka ülkeden gelerek değil, onun
rahminde büyüyerek. Güneş bu saraya lâmba olmuş. Bir başka yerden satın
alınarak değil, sema ile birlikte yaratılarak.
Bu âlemde bulunan sonsuz denecek çok varlık tevhit edilmiş,
birleştirilmiş, aralarında ilgiler kurulmuş ve bu varlık âlemi bir saray
şekline sokulmuştur. Bunu düşünen insanlar kelime-i tevhidi okur ve bu
sarayı her şeyiyle ancak Allah’ın mülkü ve mahluku bilirler.
Kelime-i tevhit Allah’tan başka hak mabut olmadığı anlamına gelmekle
birlikte, bu kelamda geçen Allah ismi, bütün İlâhî isimleri de içine
aldığından, “Allah’tan başka Muhyi -hayat verici- yoktur, Allah’tan
başka Halik – yaratıcı- yoktur, Allah’tan başka Malik yoktur.” gibi
manaları da içinde saklar. Böylece bu tevhit içinde İlâhî isimler
adedince tevhitler saklıdır.
Bazı âlimlerimiz, tevhidi, “ilmî ve amelî” olmak üzere ikiye ayırırlar.
Bu sınıflandırmaya göre, Allah’ın bir olduğunu ve kainattaki bütün
birliklerin Onun birliğini gösterdiğini bilmek, hep ilmî tevhittir.
Amelî tevhit ise, bu tevhit inancının insanın amel âleminde tam bir
hâkimiyetle hükmetmesidir.
Fatiha-i şerife’nin “İyyake na’büdü ve iyyake nestain.” âyet-i kerimesi
amelî tevhit dersi verir: “Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden
yardım dileriz.” Yalnız senin bildirdiğin yöne döner, yalnız senin
huzurunda el bağlar, ancak sana rükû ve secde ederiz. Aklımızı sadece
senin razı olduğun şeylere yorar, kalbimize ancak senin razı olacağın
sevgileri koyarız.
Yalnız Allah’a ibadet eden bir insan batıl mabutlara tapma zilletinden
kurtulduğu gibi, yalnız ondan yardım dileyen bir kul da sebeplerin
ardına düşmekten, olayların kölesi olmaktan kurtulur. Ve tam bir
tevekkül ile Rabbine sığınır. Bu çok ulvî bir haz olmanın yanı sıra, çok
üstün bir kuvvettir de.
Zaten kâmil mü’min olmanın yolu da, hem ilmî hem de amelî tevhitte
kemale ermekten geçer.
Tevhit sadece bunlarla sınırlı değildir. Sıfat, esma ve fiilleri için de
tevhit söz konusudur. Bunları şöylece özetlemek mümkündür: Tevhid-i
Ef’al: “Eşyanın yaratılmasında ve idaresinde sebeplerin hiçbir tesiri
olmadığını bilmek”,“Tek yaratıcının ancak Allah olduğunu itikat
etmektir.”
Tevhid-i Sıfat: “Mahlûkata takılan ilim, kudret, irade gibi sıfatların
da Allah’ın mahluku olduğunu bilerek onlara müstakil bir varlık isnat
etmemek demektir. Tevhid-i zât: “Her varlığı Onun zâtı ve varlığı
yanında yok derecesinde bilmek.
Hayat vermek, öldürmek, şifa bahşetmek, hidayete erdirmek, rızk vermek
her biri ayrı bir fiildir. Sonsuz denecek kadar çok olan bu fiiller aynı
sıfatlara dayanıyor. Bu sıfatlar “hayat, ilim, kudret, sem’, basar,
irade, kelâm, tekvin” sıfatlarıdır. İşte mahlûkat âleminde icra edilen
sonsuz fiillerin hepsini bu ilâhî sıfatlardan bilmek, tevhid-i ef’aldir.
Bu sıfatları bir tek zâta isnat etmek ise, tevhid-i zât.
Bu Konuya Başka Kategori Oluşturulmamış ..
|
|
|